Yeni Asır İnsan Kaynakları
15.04.2007

Popüler Yönetim Dergisi
Haziran-Temmuz 2006

TRT Radyo 1
"Tatil Gündemi"
13.05.2006

TRT Radyo 1
"Gecenin İçinden"
20.04.2006

Hürriyet İK
16.04.2006

UND'nin Sesi
Nisan 2006

İÜ Lojistik Kulübü
www.lojistikkulubu.org
22.03.2006

ÇALIŞANLARIN ÇOCUK RUHU ORTAYA ÇIKINCA İŞ YAŞAMI DAHA ZEVKLİ HALE GELİYOR

OYUNLA ÖĞRETİYORLAR

Düş Enstitüsü ekibi, birçok personelin de oyunlardan sonra departman değiştirdiğini söyledi

İnsanın yaşı ne olursa olsun içindeki çocuğu yaşatma konusunda ısrarlı davrananlar oyun kavramına uzak yaşayamazlar. 'Oyun', çocukluk yıllarımızın hayal dünyasına katkıda bulunurken büyüdükçe de yaratıcı tarafımızı geliştiren bir rol üstlenir. Ancak son yıllarda oyun ve yaratıcılık kavramı, iş yaşamının da vazgeçilmezlerinden biri olmaya aday olarak görünüyor. Çalışanların oyunculuk ruhlarını geliştiren, iş yaşamını oyunun zevkli bir parçası olarak görmeyi sağlayan bir ekiple konuştuk bu hafta. Ekip Genel Müdür Nergis Tekin, Yaratım Uzmanı Ş. Çağrı Barlok, Eğitim Danışmanı Maya Kolçak Güngörer ve Etkinlik Yönetmeni Ceren Hacıbektaşoğlu'ndan oluşuyor. Merkezi İstanbul'da bulunan ancak hizmetlerinden ve oyunculuklarından yararlanmak isteyen tüm şirketlerin yanında bulunan Düş Enstitüsü ekibi, Türkiye'nin her köşesinde hatta yurt dışında bile oyun oynatmaya hazır. Üstelik faaliyetleri yalnızca oyun senaryolarıyla da kalmıyor.

Yüksek başarı

Kutulu oyunlar hazırlayan, senaryolar ve "ice breaker" adı verilen kaynaştırmaya yönelik ekip çalışmalarına öncülük eden ekip, dört yıldır şirketleri eğlendiriyor. Hedeflerini, kurumsal firmalara yaratıcı çalışmalarla hizmet vermek olarak özetleyen şirketin genel müdürü Nergis Tekin, hizmet verdikleri firmalardaki yaratıcı faaliyetlerin olumlu anlamda değişip değişmediğini sorduğumuzda ise şu yanıtı verdi: "Bu geri dönüşü çalışma yaptığımız şirketlerin bizden yeniden iş istemeleri ile anlıyoruz. Şu anda çalıştığımız şirketlere yaptığımız uygulamalarda katılımcı memnuniyet düzeyi yüzde 94 ile yüzde 99 arasında."

'Sıra arkadaşım'

Şirketlerden birine lojistik iş simülasyonu yaptıklarını anlatan Tekin, bu uygulamaya katılan çalışanlardan birinin, simülasyonun özellikle de pazarlama kısmında çok başarılı olduğunu vurguladı. Tekin, "O kişinin yöneticisi de oyundaydı. Kendi isteği, yöneticisinin gözlemi ve bizim de önerimizle departman değiştirdi. Şu an pazarlama bölümünde çalışıyor ve eskisinden daha başarılı. Oyunlar, çalışanların kendilerine dair bilmedikleri yönlerini keşfetmelerinde oldukça etkili" dedi. Ekibin bir diğer ismi olan Etkinlik Yönetmeni Ceren Hacıbektaşoğlu ise düzenledikleri etkinliklerin yalnızca yaratıcılık üzerine olmadığını belirtti ve ekledi: "Uygulamalı eğitimlerimizde katılımcı kendine ve ekip arkadaşlarına değişik açıdan bakma olanağı buluyor. Bu tür bir çalışma hızla davranış değişikliği yaratabiliyor. Geçtiğimiz günlerde bir şirkete "Sıra Arkadaşım" diye bir ısınma egzersizi yaptık. Dağınık yerlerde çalışan bir ekip olduklarından, etkinliğin amacı kaynaştırmak ve ekibi birbirine tanıtmaktı. Akşam yemekte katılımcılardan birinin arkadaşına "meğer biz bir ekipmişiz ve birbirimizi çok iyi gözlemlemişiz değil mi?" dediğini duydum."

Yaşayarak öğrenme

Düş Enstitüsü ekibi, yaşayarak öğrenmenin en önemli yanının, hızla davranış değişikliği yaratabilmesi olduğunu savunuyor ve katılımcının hem kendisini hem de ekip arkadaşlarını uygulama içinde gözlemleme olanağı bulduğunu belirtiyor. Oyunların senaryolarını neye göre belirlediklerini sorduğumuz Nergis Tekin, "Oyunlarımızı müşteri görüşmelerinde gelen taleplere göre düzenliyoruz. Burada müşteriden gelen talebin başka şirketlerin de ihtiyacı olması önem taşıyor. Açılımı, "Ben, Sen, O & Biz, Siz, Onlar" olan BESO adlı eğitici oyunumuz bir şirketin talebi üzerine yazıldı. Ben=şirketi, Sen=katılımcıyı, O=ürünü, Biz=ekibi, Siz=müşterileri ve Onlar=rakipleri simgelemektedir" dedi. Tekin ayrıca, "Genel müdürün isteği çalışanların çalışma arkadaşlarına, şirkete, ürünlere, müşterilere ve rakiplere bakış açılarını görmek, şirket içi gözlemleyemediği problemlerin farkına varmak ve iç memnuniyeti artırmaktı. İstediğine de ulaştı. Uygulama sırasında, üretim bölümünün fazla mesailer sonucu memnuniyetsiz yaşadıkları ve satış kadrosunun da siparişleri karşılamakta yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Bir sonraki yıl, aynı şirketle yine çalışma yaptığımızda hem satış, hem üretimde kadro artmış ve yoğun mesailer azalmıştı. Şirket içi motivasyon artık çok daha yüksekti" dedi.

Neden oyun?

Neden oyun yöntemini seçtiklerini sorduğumuz Yaratım Uzmanı Ş. Çağrı Barlok, sözlerine oyunun her şeyi mümkün kıldığını söyleyerek başladı. "Oyun oynarken yetişkin kimlik susar ve içinizdeki çocuk konuşur. Çocukken düş gücümüz bize her şeyin mümkün olabileceğini söylerdi. Büyüdük ve olanaksızla tanıştık. Bu tanışma, düş gücümüzün önünü kapatan bir perdedir aslında. Biz bu perdeye karşı çalışıyoruz. Çünkü yaratıcılığın, bu perdenin arkasında saklı olduğunu biliyoruz" dedi.

Engin İNCE - Yeni Asır İnsan Kaynakları - 15.04.2007